logo

Sitemize hoşgeldiniz.
Tarih: 01-27-2012
Saat: 20:21

S.M.M.M Yaşar UÇAN

Muhasebe | Mevzuat sitesi
Site Map Contacts anasayfa

Üye Panelİ

Bozova Hava Durumu

Anket

    • Sitemiz Nasıl Olmuş

      View Results

      Loading ... Loading ...
  • Etİketler

    REKLAM

    Sayaç ve Dost Sİteler

    KATEGORİLER

    Urfa Haberleri

    Urfa Haberleri

    Habertrk

    TAKVİM

    Ocak 2012
    Pts Sal Çar Per Cum Cts Paz
    « May    
     1
    2345678
    9101112131415
    16171819202122
    23242526272829
    3031  

    SON YORUMLAR

    • Selim: Güzel bir uygulama , hayırlı olsun
    You are here: Home
    yazarYazar: yasarucan | tarihTarih: 27 Mayıs 2011 / 9:48

    25.02.2011 tarihinde Resmi Gazete’de yayımlanan 6111 sayılı Kanun ile 4447
    sayılı Kanun’da yapılan değişiklikle beraber ilave istihdam teşvikini
    düzenleyen “Geçici 10. Madde” 01.03.2011 tarihi itibariyle yürürlüğe
    girmiştir.Aşağıda belirtilen koşulları taşıyan sigortalıları çalıştıran,
    prim borcu bulunmayan, Aylık Prim ve Hizmet Belgelerini yasal süresi
    içinde Sosyal Güvenlik Kurumu’na ileten işverenlerin işyerlerinde çalışan
    sigortalıların teşvik kapsamında olup olmadığını beliryebilmesi için
    Sosyal Güvenlik Kurumu online e-bildirge sistemi üzerinden uygulama ekranı
    oluşturmuş ve uygulama detayı ile ilgili ekte kılavuz yayınlamıştır.

    İlave İstihdam Teşvikinden Yararlanma Koşulları

    01.03.2011 – 31.12.2015 tarihleri arasında işe alınan her bir sigortalı
    için geçerli olmak üzere,

    •01.03.2011 tarihinden itibaren özel sektör işverenlerince işe alınan ve
    fiilen çalıştırılan,
    •İşe alındıkları tarihten önceki 6 aya ilişkin Sosyal Güvenlik Kurumuna
    verilen prim ve hizmet belgelerinde kayıtlı sigortalılar dışında olan,
    •İşe alındıkları tarihten önceki 6 aya ilişkin Sosyal Güvelik Kurumu’na
    verilen prim ve hizmet belgesinde yer alan sigortalı sayısının
    ortalamasına ilave olarak işe alınan,
    •Aşağıda detayı belirtilen destek unsurlarını taşıyan,

    İşçilerin prime esas kazançları üzerinden hesaplanan sigorta primlerinin
    işveren hisselerine ait tutarı, işe alındıkları tarihten itibaren İşsizlik
    Sigortası Fonundan karşılanacaktır.

    Geçici 10. Madde, teşvikten yararlanma koşulları haricinde sigortalıların
    niteliğine ve yaşına göre yararlanacağı teşvik süresi ve ek koşulları
    belirten destek unsurunu eklemiştir. Şöyle ki;

    a) 18 yaşından büyük ve 29 yaşından küçük erkekler ile 18 yaşından büyük
    kadınlardan;

    1.Mesleki yeterlik belgesi sahipleri kırksekiz ay süreyle,
    2.Mesleki ve teknik eğitim veren orta veya yüksek öğretimi veya Türkiye İş
    Kurumunca düzenlenen işgücü yetiştirme kurslarını bitirenler otuzaltı ay
    süreyle,
    3.Mesleki yeterlilik belgesi bulunmayan, mesleki ve teknik eğitim veren
    orta veya yüksek öğrenim, yüksek öğretim kurumu mezunu olmayan ya da
    Türkiye İş Kurumunca düzenlenen işgücü yetiştirme kurslarını bitirmemiş
    olan işçiler yirmidört ay süreyle,
    b) 29 yaşından büyük erkeklerden;

    1.Mesleki yeterlik belgesi sahipleri yirmidört ay süreyle,
    2.Mesleki ve teknik eğitim veren orta veya yüksek öğretimi ya da Türkiye
    İş Kurumunca düzenlenen işgücü yetiştirme kurslarını bitirenler yirmi dört
    ay süreyle,
    3.İlk iki maddedeki koşulları sağlayan kişiler Türkiye İş Kurumuna kayıtlı
    işsizler arasından işe alınmaları halinde yirmi dört aylık süreye altı ay
    ilave edilmesiyle otuz ay süreyle,
    c) 5510 sayılı Kanunun 4 (a) bendi kapsamında sigortalı çalışan ve bu
    maddenin yürürlüğe girdiği tarihten sonra mesleki yeterlik belgesi alanlar
    veya mesleki ve teknik eğitim veren orta veya yüksek öğretimi bitirenler
    oniki ay süreyle,

    d) 18 yaşından büyük olup hiçbir mesleki eğitim belgesine sahip olmayan,
    mesleki ve teknik eğitim veren orta veya yüksek öğretim kurumu mezunu
    olmayan veya Türkiye İş Kurumunca düzenlenen işgücü yetiştirme kursunu
    bitirmeyen işçinin İşkur’a kayıtlı işsizler arasından işe alınmaları
    durumunda altı ay süreyle,

    sigorta primlerinin işveren hissesinin tamamı İşsizlik Sigortası
    Fonu’ndan karşılanacaktır.

    Destek unsurlarından yararlanabilmek için sigortalıların sahip oldukları
    mesleki yeterlik, mesleki ve teknik eğitim veren orta veya yüksek öğretim
    kurumları veya Türkiye İş Kurumunca düzenlenen işgücü yetiştirme
    kurslarına ilişkin belgelerde belirtilen meslek ya da alanlarda işe
    alınmaları ve/veya çalışıyor olmaları gerekmektedir.

    Yukarıda bahsi geçen koşulları taşıyan işverenlerin teşvikten
    yararlanabilmesi için ayrıca,

    •Aylık prim ve hizmet belgelerini yasal süresi içinde Sosyal Güvenlik
    Kurumu’na vermesi,
    •Sigorta primlerinin sigortalı hissesine isabet eden tutarını yasal süresi
    içinde ödemesi,
    •Sosyal Güvenlik Kurumu’na idari para cezası, prim, gecikme cezası gibi
    borcunun bulunmaması,borcu var ise borcunu yapılandırması şarttır.
    Geçiçi Madde 10 ile sağlanan destek unsurundan aynı sigortalı için bir kez
    yararlanılabilir. Sigortalı destek süresini tamamlamadan işsiz kalması
    halinde, kalan süreden yeniden yararlanamaz.

    İlave İstihdam Teşvik’inden Kimler Yararlanamaz ?

    Sosyal güvenlik destek primine tabi çalışanlar, yurtdışında çalışan
    sigortalılar, kamu kurum ve kuruluşlarında çalışan sigortalılar, kamu
    kuruluşlarına hizmet veren özel sektör işyerlerinde çalışan sigortalılar
    İlave istihdam teşviki’nden yararlanamaz.
    Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından yapılan kontrol ve denetimlerde,
    çalıştırdığı kişileri sigortalı olarak bildirmediği tespit edilen
    işverenler 1 yıl süreyle bu maddeyle sağlanan destek unsurlarından
    yararlanamaz.

    Teşvik Miktarının Hesaplanması

    Örnek 1: Kısa Vadeli Sigorta Kolları Prim oranı %1 olan ve toplam 20
    sigortalı çalıştıran işyerinde bu sigortalılara ilave olarak 3 işçinin işe
    alındığını ve işçilerin prime esas kazanç tutarının 796,50 TL olduğunu
    varsaydığımızda işverenin ek olarak işe aldığı sigortalılar için sigortalı
    başına yararlanacağı ilave istihdam teşviki tutarını hesaplayalım;

    İşveren Payı:

    Kısa Vadeli Sigortalı Kolları Prim Oranı : %1
    Malullük, Yaşlılık ve Ölüm Prim Oranı: %11
    Genel Sağlık Sigortası Prim Oranı: %7,5
    Toplam Prim Oranı: %19,5
    İşveren Hissesi: 796,50 * % 19,5 = 155,32

    İşçi Payı

    Malullük, Yaşlılık ve Ölüm Prim Oranı: %9
    Genel Sağlık Sigortası Prim Oranı: %5
    Toplam Prim Oranı: %14
    Sigortalı Hissesi: 796,50 * % 14 = 111,51

    Toplam Net Prim Tutarı: 266,83

    İlave İstihdam Teşviki İndirimi: 155,32 (işveren payı)
    Ödenecek Net Prim Tutarı: 111,51

    İşsizlik Sigortası (%3):23,90
    Damga Vergisi: 14,80
    Toplam Net Prim Tutarı: 150,21 TL olacaktır.

    yazarYazar: yasarucan | tarihTarih: 5 Mayıs 2011 / 11:17

    Serbest Muhasebeci, Serbest Muhasebeci Mali Müşavir ve Yeminli Mali
    Müşavirlerin Çalışma Usul Ve Esasları Hakkında Yönetmelik

    İŞ KABULÜ

    Madde 23- Meslek mensubu, gerek duyması hâlinde, kendisine gelen
    müşterinin kim olduğunu önceki meslek mensubundan sorup öğrenerek, gerekli
    görüşmeleri yaptıktan sonra işi kabul eder.

    Meslek mensupları getirilen iş teklifini gerekçe göstermeden
    reddedebilirler, red kararı iş sahibine gecikmeden bildirilir.

    İki meslek mensubu tarafından reddedilen iş sahibi ilgili odaya müracaat
    eder. Oda kendisine meslek mensubu belirler.

    Staj ve sınav sürecini tamamlayarak, mesleği yapmaya hak kazanan meslek
    mensupları, meslek ruhsatlarını aldığı tarihten itibaren iki yıl
    geçmedikçe, staj yaptıkları meslek mensuplarının rızası olmadan onların
    müşterilerine hizmet veremezler.

    İş kabulü ve reddi ile ilgili uygulama esasları, Birlik tarafından bir
    mecburi meslek kararı ile belirlenir

    yazarYazar: yasarucan | tarihTarih: 5 Mayıs 2011 / 11:11

    29/06/1997 tarih ve 23034 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan “4 Seri No lu
    Vergi Beyannamelerinin Serbest Muhasebeci ve Serbest Muhasebeci Mali
    Müşavirlerce İmzalanması Hakkında Genel Tebliğ” hükümlerine göre; Meslek
    mensuplarımızın VUK Mükerrer 227. Madde uyarınca 2010 Takvim Yılında
    Defterini tutmuş olduğu ve Yıllık Gelir ve Kurumlar Vergisi
    Beyannamelerini imzaladıkları (E-Beyanname şeklinde gönderdikleri )
    Mükelleflerin listesini, 16/Mayıs/2011 Tarihine kadar meslek mensuplarının
    bağlı oldukları Vergi Dairelerine vermeleri gerekmektedir.

    Bağımlı Çalışan Meslek mensuplarımız herhangi bildirimde bulunmayacaklardır.

    Söz konusu listenin süresi içinde verilmemesi halinde 213 Sayılı VUK
    Mükerrer 355. Maddesine göre 1.070,- TL Özel usulsüzlük cezası
    kesilecektir.

    ……./ MAYIS /2011

    ……………………..VERGİ DAİRESİ MÜDÜRLÜĞÜ’NE

    Daireniz……………………….Sicil Numarasında Kayıtlı Serbest Muhasebeci / Serbest
    Muhasebeci Mali Müşavirim. “4 Seri No lu Vergi Beyannamelerinin Serbest
    Muhasebeci ve Serbest Muhasebeci Mali Müşavirlerce imzalanması Hakkında
    Genel Tebliğ” hükümlerine göre Beyannamelerini imzaladığım mükelleflerin
    listesi aşağıdaki gibidir.
    Bilgilerinize arz ederim.
    Saygılarımla,

    Adı/Soyadı-imza-Kaşe
    MÜKELLEFİN ADI SOYADI/UNVANI VERGİ DAİRESİ VERGİ KİMLİK NO

    yazarYazar: yasarucan | tarihTarih: 4 Mayıs 2011 / 13:49
    1. Vergi levhaları sistem tarafından internet vergi dairesi hesaplarına
      aktarıldıktan sonra, mükellefler, internet vergi dairesinden bizzat
      kendileri veya 3568 sayılı Kanun uyarınca yetki almış olup bağımsız
      çalışan serbest muhasebeci, serbest muhasebeci mali müşavir veya yeminli
      mali müşavirler (meslek mensupları) aracılığıyla, gelir vergisi
      mükellefleri için 1 Nisandan itibaren, kurumlar vergisi mükellefleri için
      1 Mayıstan itibaren, vergi levhalarını 31 Mayıs günü sonuna kadar
      yazdıracaklardır. Yazdırılan vergi levhalarının bu Tebliğin 2.5. bölümünde
      sayılan yerlerde bulundurulması mecburidir.

      Bu şekilde alınan vergi levhaları ayrıca vergi dairesine veya meslek
      mensuplarına imzalattırılmayacak veya tasdik ettirilmeyecektir. İnternet
      vergi dairesinden erişilebilen vergi levhası üzerinde yer alan, sistem
      tarafından verilmiş olan onay kodu vergi levhasının tasdiki hükmündedir.
      Yukarıda sayılan meslek mensuplarının da vergi levhalarının tasdikine dair
      herhangi bir bildirimde bulunmayacakları tabiidir.

    yazarYazar: yasarucan | tarihTarih: 4 Mayıs 2011 / 13:47

    Vergi levhaları sistem tarafından internet vergi dairesi hesaplarına
    aktarıldıktan sonra, mükellefler, internet vergi dairesinden bizzat
    kendileri veya 3568 sayılı Kanun uyarınca yetki almış olup bağımsız
    çalışan serbest muhasebeci, serbest muhasebeci mali müşavir veya yeminli
    mali müşavirler (meslek mensupları) aracılığıyla, gelir vergisi
    mükellefleri için 1 Nisandan itibaren, kurumlar vergisi mükellefleri için
    1 Mayıstan itibaren, vergi levhalarını 31 Mayıs günü sonuna kadar
    yazdıracaklardır. Yazdırılan vergi levhalarının bu Tebliğin 2.5. bölümünde
    sayılan yerlerde bulundurulması mecburidir.

    Bu şekilde alınan vergi levhaları ayrıca vergi dairesine veya meslek
    mensuplarına imzalattırılmayacak veya tasdik ettirilmeyecektir. İnternet
    vergi dairesinden erişilebilen vergi levhası üzerinde yer alan, sistem
    tarafından verilmiş olan onay kodu vergi levhasının tasdiki hükmündedir.
    Yukarıda sayılan meslek mensuplarının da vergi levhalarının tasdikine dair
    herhangi bir bildirimde bulunmayacakları tabiidir.

    yazarYazar: yasarucan | tarihTarih: 8 Nisan 2011 / 13:22

    A Firması bu teslimlerin hepsini yurtiçinde yapmış olsaydı; KDV artırımında bulunmak için Kurumlar Vergisi bakımından matrah artışına gitmek zorunda kalmayacak aynı zamanda satışlarının tekstil ürünleri olması sebebiyle hesapladığı % 8 oranında KDV üzerinden % 3 oranında KDV artırımında bulunacaktı. Şöyle ki;

    Yurtiçi Mal teslimi : 10.000.000,00

    Hesaplanan KDV : 800.000,00

    KDV artırımı : 24.000,00

    Toplam Maliyet : 24.000,00

    Yukarıda ayrınlı olarak hesaplandığı ve açıklandığı üzere tekstil ürünleri satışı yapan A firması sadece KDV artırımında bulunmak isterse;

    Ø Sadece ihracat yapan A firmasına maliyeti 60.000,00 Kurumlar vergisi matrah Arttrımı + 54.000,00 TL KDV artırımı olmak üzere toplam 114.000,00 TL olurken,

    Ø Teslimleri sadece yurtiçi teksitl ürünleri olan A firmasına maliyeti ise 24.000,00 TL’dir.

    yazarYazar: yasarucan | tarihTarih: 8 Nisan 2011 / 13:19

    6111 Sayılı Yasa Kapsamında Kdv Arttırımında Bulunmak İsteyen Mükellefleri Bekleyen Sürpriz

    I. GİRİŞ

    Meclisin uzun süredir üzerinde çalıştığı ve kamu oyunda torba yasa diye adlandırılan 6111 sayılı “Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılması İle Sosyal Sigortalar Ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu Ve Diğer Bazı Kanun Ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun” 25.02.2011 tarih ve mükerrer 27857 sayılı Resmi Gazete’de yayınlanarak yürürlüğe girdi.

    9 bölüm ve 234 maddeden oluşan yasa, kamuoyunda vergi ve prim affı olarak da bilinen kamu alacaklarının yeniden yapılandırılmasına ilişkin hükümler öne çıksa da esnaftan çalışana, üniversite öğrencilerinden otomobil sahiplerine ve siyasetçilere kadar toplumun hemen her kesimini ilgilendiren önemli hükümler içermektedir.

    Buna göre 31 Aralık 2010 tarihine kadar ödenmemiş vergiler, SSK-Bağ-Kur prim borçları, idari para cezaları, elektrik ve su borçları ile trafik cezaları yeniden yapılandırma kapsamında olmakta, kamu alacakları, gecikme faizi yerine TEFE/ÜFE (enflasyon) aylık değişim oranları esas alınarak yeniden hesaplanmaktadır. Borçlular, bunu ikişer aylık dönemler halinde 18 eşit taksitte ödeyebilmekte, ödemeler kredi kartıyla da yapılabilmektedir. Borcun ödenmesi halinde, vergi cezalarından ve buna bağlı gecikme zamlarının tahsilinden vazgeçilmektedir. Yasanın hükümlerinden yararlanabilmek için 02.05.2011 tarihine kadar borçluların ilgili idarelere başvurması gerekiyor.

    Yukarıda da belirttiğimiz gibi yasa toplumun birçok kesimini ilgilendirecek kadar geniş düzenlemeler içerse de bu yazımızda Yasanın 7. Maddesi kapsamında Katma Değer Vergisi bakımından artırımda bulunmak isteyen mükellefleri bekleyen bir süprize değinmek istiyoruz.

    II. MATRAH VE VERGİ ARTTIRIMI

    II.I Gelir ve Kurumlar Vergisinde Matrah Arttırımı

    6111 sayılı yasanın 6. Maddesinde özetle;

    Gelir ve Kurumlar Vergisi mükellefleri, yıllık beyannamelerinde vergiye esas alınan matrahlarını, 02.05.2011 tarhine kadar;

    Ø 2006 için yüzde 30,

    Ø 2007 için yüzde 25,

    Ø 2008 için yüzde 20

    Ø 2009 için yüzde 15

    oranlarından az olmamak üzere artırdıkları takdirde, bu yıllar için yıllık Gelir ve Kurumlar Vergisi incelemesine tabi tutulmayacağı, bu yıllara ilişkin olarak daha sonra tarhiyat yapılmayacağı hükmedilmektedir.

    II.II Katma Değer Vergisinde Arttırım

    6111 sayılı yasanın 7. Maddesinde özetle;

    KDV mükellefleri herbir vergilendirme dönemine ilişkin olarak verdikleri beyannamelerindeki hesaplanan katma değer vergisinin yıllık toplamı üzerinden ;

    Ø 2006 için yüzde 3,

    Ø 2007 için yüzde 2,5,

    Ø 2008 için yüzde 2,

    Ø 2009 için yüzde 1,5

    yazarYazar: yasarucan | tarihTarih: 8 Nisan 2011 / 13:18

    6111 Sayılı Yasa Kapsamında Kdv Arttırımında Bulunmak İsteyen Mükellefleri Bekleyen Sürpriz

    I. GİRİŞ

    Meclisin uzun süredir üzerinde çalıştığı ve kamu oyunda torba yasa diye adlandırılan 6111 sayılı “Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılması İle Sosyal Sigortalar Ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu Ve Diğer Bazı Kanun Ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun” 25.02.2011 tarih ve mükerrer 27857 sayılı Resmi Gazete’de yayınlanarak yürürlüğe girdi.

    9 bölüm ve 234 maddeden oluşan yasa, kamuoyunda vergi ve prim affı olarak da bilinen kamu alacaklarının yeniden yapılandırılmasına ilişkin hükümler öne çıksa da esnaftan çalışana, üniversite öğrencilerinden otomobil sahiplerine ve siyasetçilere kadar toplumun hemen her kesimini ilgilendiren önemli hükümler içermektedir.

    Buna göre 31 Aralık 2010 tarihine kadar ödenmemiş vergiler, SSK-Bağ-Kur prim borçları, idari para cezaları, elektrik ve su borçları ile trafik cezaları yeniden yapılandırma kapsamında olmakta, kamu alacakları, gecikme faizi yerine TEFE/ÜFE (enflasyon) aylık değişim oranları esas alınarak yeniden hesaplanmaktadır. Borçlular, bunu ikişer aylık dönemler halinde 18 eşit taksitte ödeyebilmekte, ödemeler kredi kartıyla da yapılabilmektedir. Borcun ödenmesi halinde, vergi cezalarından ve buna bağlı gecikme zamlarının tahsilinden vazgeçilmektedir. Yasanın hükümlerinden yararlanabilmek için 02.05.2011 tarihine kadar borçluların ilgili idarelere başvurması gerekiyor.

    Yukarıda da belirttiğimiz gibi yasa toplumun birçok kesimini ilgilendirecek kadar geniş düzenlemeler içerse de bu yazımızda Yasanın 7. Maddesi kapsamında Katma Değer Vergisi bakımından artırımda bulunmak isteyen mükellefleri bekleyen bir süprize değinmek istiyoruz.

    II. MATRAH VE VERGİ ARTTIRIMI

    II.I Gelir ve Kurumlar Vergisinde Matrah Arttırımı

    6111 sayılı yasanın 6. Maddesinde özetle;

    Gelir ve Kurumlar Vergisi mükellefleri, yıllık beyannamelerinde vergiye esas alınan matrahlarını, 02.05.2011 tarhine kadar;

    Ø 2006 için yüzde 30,

    Ø 2007 için yüzde 25,

    Ø 2008 için yüzde 20

    Ø 2009 için yüzde 15

    oranlarından az olmamak üzere artırdıkları takdirde, bu yıllar için yıllık Gelir ve Kurumlar Vergisi incelemesine tabi tutulmayacağı, bu yıllara ilişkin olarak daha sonra tarhiyat yapılmayacağı hükmedilmektedir.

    II.II Katma Değer Vergisinde Arttırım

    6111 sayılı yasanın 7. Maddesinde özetle;

    KDV mükellefleri herbir vergilendirme dönemine ilişkin olarak verdikleri beyannamelerindeki hesaplanan katma değer vergisinin yıllık toplamı üzerinden ;

    Ø 2006 için yüzde 3,

    Ø 2007 için yüzde 2,5,

    Ø 2008 için yüzde 2,

    Ø 2009 için yüzde 1,5

    yazarYazar: yasarucan | tarihTarih: 8 Nisan 2011 / 13:16

    6111 Sayılı Yasa Kapsamında Kdv Arttırımında Bulunmak İsteyen Mükellefleri Bekleyen Sürpriz

    I. GİRİŞ

    Meclisin uzun süredir üzerinde çalıştığı ve kamu oyunda torba yasa diye adlandırılan 6111 sayılı “Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılması İle Sosyal Sigortalar Ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu Ve Diğer Bazı Kanun Ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun” 25.02.2011 tarih ve mükerrer 27857 sayılı Resmi Gazete’de yayınlanarak yürürlüğe girdi.

    9 bölüm ve 234 maddeden oluşan yasa, kamuoyunda vergi ve prim affı olarak da bilinen kamu alacaklarının yeniden yapılandırılmasına ilişkin hükümler öne çıksa da esnaftan çalışana, üniversite öğrencilerinden otomobil sahiplerine ve siyasetçilere kadar toplumun hemen her kesimini ilgilendiren önemli hükümler içermektedir.

    Buna göre 31 Aralık 2010 tarihine kadar ödenmemiş vergiler, SSK-Bağ-Kur prim borçları, idari para cezaları, elektrik ve su borçları ile trafik cezaları yeniden yapılandırma kapsamında olmakta, kamu alacakları, gecikme faizi yerine TEFE/ÜFE (enflasyon) aylık değişim oranları esas alınarak yeniden hesaplanmaktadır. Borçlular, bunu ikişer aylık dönemler halinde 18 eşit taksitte ödeyebilmekte, ödemeler kredi kartıyla da yapılabilmektedir. Borcun ödenmesi halinde, vergi cezalarından ve buna bağlı gecikme zamlarının tahsilinden vazgeçilmektedir. Yasanın hükümlerinden yararlanabilmek için 02.05.2011 tarihine kadar borçluların ilgili idarelere başvurması gerekiyor.

    Yukarıda da belirttiğimiz gibi yasa toplumun birçok kesimini ilgilendirecek kadar geniş düzenlemeler içerse de bu yazımızda Yasanın 7. Maddesi kapsamında Katma Değer Vergisi bakımından artırımda bulunmak isteyen mükellefleri bekleyen bir süprize değinmek istiyoruz.

    II. MATRAH VE VERGİ ARTTIRIMI

    II.I Gelir ve Kurumlar Vergisinde Matrah Arttırımı

    6111 sayılı yasanın 6. Maddesinde özetle;

    Gelir ve Kurumlar Vergisi mükellefleri, yıllık beyannamelerinde vergiye esas alınan matrahlarını, 02.05.2011 tarhine kadar;

    Ø 2006 için yüzde 30,

    Ø 2007 için yüzde 25,

    Ø 2008 için yüzde 20

    Ø 2009 için yüzde 15

    oranlarından az olmamak üzere artırdıkları takdirde, bu yıllar için yıllık Gelir ve Kurumlar Vergisi incelemesine tabi tutulmayacağı, bu yıllara ilişkin olarak daha sonra tarhiyat yapılmayacağı hükmedilmektedir.

    II.II Katma Değer Vergisinde Arttırım

    6111 sayılı yasanın 7. Maddesinde özetle;

    KDV mükellefleri herbir vergilendirme dönemine ilişkin olarak verdikleri beyannamelerindeki hesaplanan katma değer vergisinin yıllık toplamı üzerinden ;

    Ø 2006 için yüzde 3,

    Ø 2007 için yüzde 2,5,

    Ø 2008 için yüzde 2,

    Ø 2009 için yüzde 1,5

    oranına göre belirlenecek KDV’yi, vergi artırımı olarak 02.05.2011 tarihine kadar beyan etmeleri halinde bu alanda vergi incelemesi ve tarhiyata tabi tutulmayacakları hükmedilmektedir.

    Yasanın 7. Maddesinin 1. Bendinde böyle bir düzenleme yapılsa da 7/2-c bendindeki düzenleme ile KDV artırımında bulunmak isteyen mükellefleri bir süpriz beklemektedir.

    III. KDV ARTTIRIMINDA BULUNMAK İSTEYEN MÜKELLEFLERİ BEKLEYEN SÜPRİZ

    6111 sayılı yasanın 7/2-c bendi şu şekilde düzenlenmiştir;

    “İlgili takvim yılı içindeki işlemlerin tamamının istisnalar kapsamındaki teslim ve hizmetlerden oluşması veya diğer nedenlerle hesaplanan katma değer vergisi bulunmaması ile tecil-terkin uygulaması kapsamındaki teslimlerden oluşması halinde, ilgili yıl için gelir veya kurumlar vergisi matrah artırımında bulunulmuş olması şartıyla artırılan matrah üzerinden % 18 oranında katma değer vergisi artırımında bulunmak suretiyle bu maddeden yararlanılır. Şu kadar ki, ilgili takvim yılı içinde yukarıdaki işlemlerin yanı sıra vergiye tabi işlemlerin de mevcudiyeti nedeniyle hesaplanan vergisi çıkan mükelleflerin bu madde hükmüne göre ödemeleri gereken katma değer vergisi tutarı, yukarıda belirtildiği şekilde hesaplanacak % 18 oranındaki katma değer vergisi tutarından aşağı olamaz. Bu kapsama giren mükellefler, gelir veya kurumlar vergisi için matrah artırımında bulunmamaları halinde bu madde hükmünden yararlanamaz.”

    III.I KDV Bakımından Sadece İstisna Faaliyetleri Bulunan Mükellefleri Bekleyen Süpriz

    İlgili maddeden de açıkça anlaşıldığı üzere KDV artırımında bulunmak isteyen bir mükellefin faaliyetlerinin tamamının sadece 3065 sayılı kanunun 11 ila 17. Maddesi kapsamında istisna faaliyetlerden oluşması halinde; KDV artırımı gelir veya kurumlar vergisi matrah artırımı şartına bağlanmıştır. Mükellef ilgili yıl için gelir veya kurumlar vergisi matrah artırımında bulunulmuş olması şartıyla artırılan matrah üzerinden % 18 oranında katma değer vergisi artırımında bulunmak suretiyle bu maddeden yararlanabilecektir.

    Bunun ile ilgili örnek bir uygulama verecek olursak;

    A firması 2006 hesap dönemi içerisinde 10.000.000,00 TL’lik tekstil ürünleri ihraç etmiştir. Firmanın ilgili dönemde başka bir satışı bulunmamakla birlikte 1.000.000,00 matrah üzerinden vergi ödemiş bulunmaktadır. A firması KDV artırımında bulunmak isterse 6111 sayılı yasanın 7/2-c naddesi gereği muhakkak surette kurumlar vergisi matrahını da arttırması gerektiğinden, ödenecek vergi şu şekilde hesaplanacaktır:

    İhracat Teslimi : 10.000.000,00

    Matrah Arttırımı, Vergi [1] : 300.000,00 * 0,20 = 60.000,00 TL

    KDV Arttırımı [2] : 54.000,00

    Toplam Maliyet : 114.000,00

    Görüldüğü üzere yasada satışların tabi olduğu KDV oranı dikkate alınmamış doğrudan arttırılan matrah üzerinden % 18 oranında KDV hesaplanması hükmedilmiştir.

    Oysa A Firması bu teslimlerin hepsini yurtiçinde yapmış olsaydı; KDV artırımında bulunmak için Kurumlar Vergisi bakımından matrah artışına gitmek zorunda kalmayacak aynı zamanda satışlarının tekstil ürünleri olması sebebiyle hesapladığı % 8 oranında KDV üzerinden % 3 oranında KDV artırımında bulunacaktı. Şöyle ki;

    Yurtiçi Mal teslimi : 10.000.000,00

    Hesaplanan KDV : 800.000,00

    KDV artırımı : 24.000,00

    Toplam Maliyet : 24.000,00

    Yukarıda ayrınlı olarak hesaplandığı ve açıklandığı üzere tekstil ürünleri satışı yapan A firması sadece KDV artırımında bulunmak isterse;

    Ø Sadece ihracat yapan A firmasına maliyeti 60.000,00 Kurumlar vergisi matrah Arttrımı + 54.000,00 TL KDV artırımı olmak üzere toplam 114.000,00 TL olurken,

    Ø Teslimleri sadece yurtiçi teksitl ürünleri olan A firmasına maliyeti ise 24.000,00 TL’dir.

    III.II KDV Bakımından İstisna Faaliyetlerle Birlikte Vergiye Tabi İşlemleri Bulunan Mükellefleri Bekleyen Sürpriz

    İlgili maddenin 2. cümlesinden de açıkça anlaşıldığı üzere KDV artırımında bulunmak isteyen bir mükellef; 3065 sayılı kanunun 11 ila 17. Maddesi kapsamında istisna faaliyetlerle birlikte vergiye tabi faaliyetlerinin birlikte bulunması halinde; KDV artırımı gelir veya kurumlar vergisi matrah artırımı şartına bağlanmıştır. Mükellef ilgili yıl için gelir veya kurumlar vergisi matrah artırımında bulunmuş olması şartıyla, artırılan matrah üzerinden % 18 oranından az olmayacak şekilde katma değer vergisi artırımında bulunmak suretiyle bu maddeden yararlanabilecektir.

    Bunun ile ilgili örnek bir uygulama verecek olursak;

    B Firması 2006 yılından 5.000.000,00 ihracat, 5.000.000,00 TL de yurtiçi olmak üzere toplamda 10.000.000,00 TL’lik tekstil ürünleri satışı yapmıştır. 2006 hesap dönemi için 1.000.000,00 matrah üzerinden 200.000,00 TL Kurumlar vergisi ödemiştir. B firması KDV artırımında bulunmak isterse 6111 sayılı yasanın 7/2-c naddesi gereği muhakkak surette kurumlar vergisi matrahı arttırması gerektiğinden, ödenecek vergi şu şekilde hesaplanacaktır:

    İhracat Teslimi : 5.000.000,00

    Yurtiçi Teslim : 5.000.000,00

    Hesaplanan KDV : 400.000,00

    Matrah Arttırımı [3] : 300.000,00 * 0,20 = 60.000,00 TL

    KDV Arttırımı [4] : 54.000,00

    Toplam Maliyet : 114.000,00

    Görüldüğü üzere yasada satışların tabi olduğu KDV oranı dikkate alınmamış doğrudan arttırılan matrah üzerinden % 18 oranından az olmamak üzere KDV hesaplanması hükmedilmiştir. Oysa Firmanın 2006 yılında 5.000.000,00 TL yurtiçi tekstil ürünleri tesliminden 400.000,00 TL hesaplanan KDV’si bulunmaktadır. 2006 yılı için hesaplanan KDV’nin % 3’ü (400.000,00 * 0,03)= 12.000,00 TL olmasına rağmen yasa hükmü gereği arttırılan matrahın % 18’i 54.000,00 olduğundan KDV artırımı bu tutardan düşük olarak yapılamamaktadır.

    Ve böylelikle firmaya maliyeti; 60.000,00 Kurumlar vergisi matrah arttrımı vergisi + 54.000,00 KDV Arttırımı olmak üzere toplamda 114.000,00 TL olarak gerçekleşmektedir.

    Oysa B Firması bu teslimlerin hepsini yurtiçinde yapmış olsaydı; KDV artırımında bulunmak için Kurumlar Vergisi bakımından matrah artışına gitmek zorunda kalmayacak aynı zamanda satışlarının tekstil ürünleri olması sebebiyle hesapladığı % 8 oranında KDV üzerinden % 3 oranında KDV artırımında bulunacaktı. Şöyle ki;

    Yurtiçi Mal teslimi : 10.000.000,00

    Hesaplanan KDV : 800.000,00

    KDV artırımı : 24.000,00

    Toplam Maliyet : 24.000,00

    IV. SONUÇ

    Yukarıda örneklerle açıklamaya çalıştığımız gibi 6111 sayılı yasa kapsamında Katma Değer Vergisi artırımında bulunmak isteyen mükelleflere istisna ve istisna olmayan satışları kapsamında bir takım kısıtlamalar getirilmiştir. Görüşümüze göre bu kısıtlamalar kanunun uygulamasını ve başarısını kısmen de olsa azaltacaktır. Nitekim 7. Maddenin 1. Fıkrasında KDV artırımında bulunulan yıllara ait katma değer vergisi incelemesi ve tarhiyatı yapılmayacağı belirtilse de aynı maddenin 6. Fıkrası şu şekilde düzenlenmiştir;

    “Artırım talebinde bulunulan yılları izleyen dönemlerde yapılacak vergi incelemelerine ilişkin olarak artırım talebinde bulunulan dönemler için, sonraki dönemlere devreden katma değer vergisi yönünden ve artırım talebinde bulunulan dönemler için ihraç kaydıyla teslimlerden veya iade hakkı doğuran işlemlerden doğan terkin ve iade işlemleri ile ilgili inceleme ve tarhiyat hakkı saklıdır. Sonraki dönemlere devreden katma değer vergisi yönünden yapılan incelemelerde artırım talebinde bulunulan dönemler için tarhiyat önerilemez. “

    İstisna kapsamında satış yapan mükellefler genellikle KDV iade talebinde bulunduklarından, zaten düzenli olarak KDV Risk Kontrolü kapsamında incelemeye tabi tutulmakta ve Risk Kontrol Analizinde iadesi uygun görülmeyen KDV’leri derhal tenzil etmektedirler.

    Yasa ile KDV artırımında bulunan mükellefler incelemeye ve tarhiyata tabi tutulmasalarda 7/6 maddesi gereği söz konusu hüküm çeşitli şekillerde iade talep eden mükelleflere şamil değildir.

    Bu hükümlerden dolayı istisna kapsamında satışı bulunan ve KDV artırımında bulunmak isteyen mükelleflerin kararlarını bu durum önemli ölçüde etkilecektir.

    yazarYazar: admin | tarihTarih: 27 Mart 2011 / 16:46

    SGK’lının borcunu Ziraat ödeyecek SGK, haketmesine rağmen primlerini ödeyemediği için emekli olamayan 55 bin kişinin prim borcu için Ziraat Bankası’yla anlaştı. Dün iki kurum arasında imzalanan protokole göre, Ziraat, bu durumdaki vatandaşlar adına SGK’ya ödeme yapacak. Kişi başına ortalama 10-15 bin lirayı SGK’ya verecek olan Ziraat, kredi geri ödemelerini ise emekliliğini sağladığı vatandaşların emekli maaşından 5 yılda alacak.

    55 bin prim borçlusunun beklediği müjde geldi. Kamu alacaklarına af getiren Torba Yasa’nın yürürlüğe girmesiyle, binlerce sigorta borçlusunun beklediği protokol dün imzalandı. Gülümhan Gülten’in Vatan’daki haberine göre Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) ile Ziraat Bankası arasında imzalanan protokolle, emeklilik hakkını elde etmesine rağmen primlerini ödeyemediği için emekli olamayan 55 bin kişinin prim borcunu Ziraat ödeyecek. SGK protokolün detaylarını yarın açıklayacak.

    Toplam 2 sayfa, 1. sayfa gösteriliyor.12